Ana Sayfa | Emlak Rehberi | Keşfet! | İstanbul'un en eski semti: Balat

İstanbul'un en eski semti: Balat

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
İstanbul'un en eski semti: Balat

Türkler'in yoğunlukta olduğu, gelir düzeyi düşük bir yerleşim bölgesi olan ama bir o kadar da tarihin güzelliklerini içerisinde barındıran Balat, İstanbul'un en eski semtlerinden biridir. Son dönemlerde yenilenen yüzünde ise nefis restorasyonlar, sanat merkezleri ve yeni bir yaşamın vaadi var.

Melike KAN

Tarihi güzelliklerini içersinde barındıran ve İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan Balat, Fener’le Ayvansayar arasında yer alan tarihi bir yarımadadır. Adını, Rumca “saray” anlamına gelen ''palatiyon"dan alan semtin, Haliç’e uzanan bölümünün sur duvarları dışında kalan kısımlarını Ayvansaray Caddesi, Dudek Caddesi ve Demirhisar Caddesi çevrelemiştir.

Tarih boyunca ağırlıklı olarak Musevilerin, özellikle de "Sefaradim" diye adlandırılan İspanyol Musevileri'nin yaşadığı bir merkez olarak adlandırılan Balat; mimari yapısı, kilise ve sinagogları, esnafı, hamamı ve çarşısıyla sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan İstanbul'un yaşayan semtlerinin başında gelmiştir.

Fatih vakfiyesine göre Balat'a ilk yerleştirilenler, Makedonya-Kastorio'dan getirilen 100 kadar fakir Musevi ailesidir. Aileler geldikleri semtin adını taşıyan Kastorya Sinagogu’nu inşa edip çevresine yerleşmişlerdir. İstanbul bundan sonra Museviler için bir yerleşme yeri olmaya devam etmiştir. Evlerinden günümüze kalan örnekler mahallenin içlerine doğru çoğalır. Bunlar genellikle üç katlı, dar cepheli, ikinci ve üçüncü katlarında cumba gibi çıkmaları olan binalardır.

Hemen her zaman karanlık görünümüyle, dar bakımsız bir çevre olarak tanıtılan Balat semti, tarih boyunca sosyal yapısında göze çarpan belirli farklılıklar meydana gelmiştir. Tarihi boyunca sağlık yönünden tehlikeli ve pis bir semt olarak bilinen Balat, zamanla başta kayıkçılar olmak üzere gemiciler, sokak satıcıları, hamallar vb. kişilerin yoğun olarak yaşadığı bir bölge haline gelmiştir. Buna bağlı olarak da burada iskeleler, kayıkhaneler, kahveler, çok sayıda fakir aileyi barındıran yahudhaneler yer almıştır.

Balat'ta Bizanslılar ve Osmanlılar dönemlerine ait birçok tarihi yapı bulunmaktadır. Balat, özellikle sinagogları, kiliseleriyle bilinmektedir. Bunlar Balat’ın ünlü sinagoglarından Hevra, Selaniko, Eliav, Neve Şalom, Yanbol, Veria, Ahrida ve Fener bölgesinde Çana Sinagogu’dur. Bu yapılardan günümüze sadece Yanbol ve Ahrida Sina gogları kalmıştır. Ayrıca Çarşı Hamamı, Tahta Minare Hamamı, Ferruh Kethüda Camii, Hoca Kasım Günani Mescidi, Molla Aşki Mescidi, Yusuf Şücaüddin Camii, Ayios Dimitrios Rum Kilisesi, Surp Hreşdagabet Ermeni Kilisesi de bu kesimdedir. 19. yüzyılda sık sık adı geçen Dubek ve Lonca Mahalleleri’ndeki önemli yapılar arasında Pol Ya şan, Pol Hadaş Sinagogları, Alliance Isra Elite Okulu, Or-Ahayim Musevi Hasta nesi yer almaktaydı. Bunlardan pek azı günümüze dek kalabilmiştir.

Balat'taki eski evler.jpgBalat'ın Tarihi Güzellikleri
 
Balat Camii (Ferruh Kethüda Camii): Balat semtinin Molla Aşki Mahallesi’nde, Mahkemealtı Caddesi’nde kurulmuştur. Caminin tasarımının Koca Sinan’a ait olduğu bilinmektedir. Günümüze dek ulaşan, tevhidhane olarak kullanılan cami; tekke bölümü, mahkeme binası ve çeşmesiyle birlikte küçük bir külliyenin çekirdeğini teşkil eder.

Balat İskele Camii (Yusuf Şücaeddin Cami): Balatkapısı’nın dışında, Karabaş Mahallesi’nde, Vapur İskele Sokağı’nda bulunan kagir bir mabettir. Fatih Sultan Mehmed zamanında inşa edilmiş, 1892 yılında Karabaş Mahallesi’nde çıkan bir yangında zarar görmüş ve yenilenip bugünkü halini almıştır. Yapının duvarları kagir olup yapı fevkanidir. Camiye güney cephesinden girilmekte, sol tarafında çeşme, sağ tarafında cami deposu bulunmaktadır. Caminin giriş katı yarıya kadar fayans ve mermerden oluşup, abdest almak için musluklar bulunmaktadır.
 
Draman Camii: Draman yokuşu üzerinde, bugün Balat’ın en işlek caddesi üzerindedir. Caminin arkasında Çarşamba'nın, Beyceğiz'in, Derviş Ali Mahallesi’nin evleri sıralanır.

Hoca Kasım Günani Mescidi: Fatih Sultan Mehmed döneminde inşa edilmiş Hoca Kasım Günani Mescidi, üzerinde yazılan kitabesine göre II. Mahmud döneminde tamir görmüştür. Cami fevkani olup, kagir duvarlar üzerine ahşap konsolların taşıdığı dışarı taşkın bir yapısı vardır, dikdörtgen biçimde pencereleri bulunmaktadır. Duvarlar kalem işlemeleriyle süslüdür.

Kilise ve sinagoglar

Balatkapı İoannes Prodromos Metokhion Kilisesi: Haliç kıyısında, Balat Köprübaşı Mevkii’nde, İskele arkasında, doğuda Balat İskelesi Caddesi ile Mürsel Paşa Caddesi arasında yer almaktadır. Kilisenin 1640 yılında yandığı, 1686 yılında ise Rus büyükelçisinin yardımı ile yeniden inşa edildiği bilinmektedir.

Kilise bazikal plan tipindedir. Üç nefli naos, doğusunda nefler hizasında içte yarım yuvarlak üç apsis ile sınırlıdır. Örtü sistemi ahşaptır. Apsislerin örtüsü içte yarım kubbedir. Kilisede kullanılan motifler sedef kakma bitkisel bezeli olup tasvirlerde kullanılan malzeme yağlıboyadır.
 
Balatkapı Panagia Balinou Kilisesi: Haliç'te Balat ile Ayvansaray arasında, Mahkemealtı Caddesi üzerindedir. Kilisenin tarihi 16. yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanmaktadır. Kilise 1583 tarihli Tryphon, 1604 tarihli Paterakis ve 1669 tarihli Thomas Smith listesinde yer alır.

İlk kitabesi, 1833 tarihli olup naosa açılan girişin alınlık zemininde bulunmaktadır, boyama tekniği kullanılmıştır. İkinci kitabesi 1843 yılına ait nartekste eksendeki girişin güney yanında, beyaz mermerden kare şeklindedir. Üçüncü kitabesi 1877 tarihli, batı cephesi ekseninde, girişin üstünde taştandır. Dört numaralı kitabesi 1912 tarihli apsisteki eksenindeki pencerenin alınlık zemininde bulunur, üç satırdır, boyama tekniği ile yapılmıştır. Beşinci kitabesi ise kuzey ayazmayı sınırlayan kemerin üst batı köşesinde gri mermerden olup dikdörtgen biçimindedir.

Kilise doğu-batı doğrultusunda dikdörtgen planlıdır. Doğuda eksende, dışta yarım yuvarlak apsis çıkıntı yapar. Yapı iki yüzlü kırma çatı ile örtülüdür. Apsisin örtüsü yarım konik çatıdır. Yapı bazikal plan tipindedir. Kilisede bulunan tasvirlerin malzemesi yağlıboyadır.

Balat’ta bulunan diğer kiliseler; Balatkapı Taksiarkhes Kilisesi, Surp Hreşdogabed Kilisesi, Aghia Strati Kilisesi, Sveti Stefan Kilisesi (Demir Kilise)…

Kasturya Sinagogu: Balat'ta Püsküllü ve Kürkçü Çeşme Sokakları’nın birleştiği yerde bulunur. İlk yerleşen Musevilerin geldikleri Makedonya'nın Kasturiya kentinden ismini almaktadır. Sinagog 1453 yılında açılmıştır, kapasitesi 150 kişiliktir. Günümüze kadar kalabilen bir tek giriş kapısı olan eser, 1801 yılında onarım görmüş, 1935 yılında elektriğe kavuşmuştur.

Balat’ta bulunan diğer sinagoglar; İstipol (Estipol) Sinagogu, Pul Yaşan, Sinagogu, Geruş Sinagogu, Sığrı (Sigiri) Sinagogu, Kal Kadoş Eliyahu Sinagogu, Yanbol Sinagogu, Veria Sinagogu, Çana Sinagogu, Hevra Sinagogu…

Balat Hamamı: Balatkapı'nın tam karşısında bulunması, Fatih evkafından olan Balatkapı Hamamı ile aynı yapı olduğu fikrini çok kuvvetlendirmektedir. Bugün mevcut olan hamamın Fatih Sultan Mehmed dönemine ait olduğu kesindir. Süsleme sanatının hiçbir özelliği bulunmayan hamam, yüksek pencereli dikdörtgen yapısı, mermer döşeli içi, içinde bulunan havuz şeklindeki kurnası ile hiçbir hamamda görülmeyen mimari özellikleri dikkat çeker. Hamam 1871 yılında hamamlar için düzenlenmiş nizamnameye göre birinci sınıf hamamlar arasında yer alır. İstanbul'un en eski hamamıdır.

Balat İskelesi.jpgBalat İskelesi: Dış Balat'ta, Haliç yoluyla İstanbul'un diğer bölgeleri ile iletişimi sağlayan iskeleler bulunmaktaydı. Bunlar, Eminönü'ndeki kapanlarla bağlantılı olan, meyve ve sebze gelişi için kullanılan Yemiş İskelesi, Odun İs kelesi, Eyüp ve Galata arasındaki ulaşımı sağlayan vapur iskelesi, Hasköy-Balat arasındaki sürekli ve yoğun trafiği karşılayan kayık iskelesi, mavnaların (açık denize atık, çöp boşaltan gemi) yanaştığı iskele olarak sıralanmaktaydı. Ancak 1840'lardan sonra, deniz ticaretinde önemli değişiklikler görülmüş, Haliç sahilin de Sirkeci'den Balat'a kadar uzanan eski ahşap ticaret iskeleleri ve etrafındaki depolar, dükkanlar ve hanlar, önemlerini yitirmeye başlamıştır.

Böylece 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Haliç kıyılarına önce devlet fabrikalarının, ardından da her türlü atölye ve imalathanenin, mezbahanın gelmesi buraları büyük ölçüde değiştirmiştir. Fabrika atıkları Haliç sahiline dökülmeye başlamış, böylece kirlenmeye sebep olmuştur. Balat'ın açık lağımlarının 1890'a kadar Balat Limanı’na dökülmesi, Balat sahilinin ve Haliç kıyılarının uzun yıllar kötü kokmasına ve görünüm açısından çamur haline gelmesine neden olmuştur. Zamanla lağımların kapatılması için limana kazıklar çakılıp, üzerine topraklar dökülmüş, 1894 depreminde yıkılan bu kazıklar daha sonra sahil şeridini doldurmak için kullanılmıştır. Kıyı çizgisinde biçim sel değişim meydana gelmiştir. Haliç sahilindeki kirlenmeyle birlikte buradaki balıkçı kayıkları başka bölgelere avlanmaya gitmişlerdir.

3 Şubat 1860 tarihinde Eyüp, Defterdar, Balat, Fener, Hasköy ve Halıcıoğlu İskeleleri kayıkçılarının bekar ve genç olanlarına, cisr-i cedid (yeni köprü) içinde işleyen vapurlar ve kirlenme sebebiyle Boğaziçi ve Üsküdar tarafında avlanmaları izni çıkmıştır.

Balat Yangınları

Bölgedeki kentsel dokunun sık sık değişmesine neden olan büyük yangınlar, ortadan kalkan ve yeniden yapılaşan yerleşim alanları oluşmuştur. Bütünüyle yok olan yerler yerini kâgir binalara ya da bakımsız sokaklara bırakmıştır. Bölgenin tarihi haritalarına bakıldığında, özellikle sahil ve sahile yakın Suriçi kesiminde, geniş cadde ve sokaklarla düzenli bir yerleşim görülmekteydi, fakat günümüzde Haliç'i temizleme sırasında sahil şeridi tamamen değişmiştir.

Balat’taki tarihi yapıyı yok eden büyük yangınlar; Balat, Bizans devrinde birkaç yangın atlatmıştır, bunlardan en önemlisi 16. yüzyılda, Kynegon Kapısı'ndan Precurseur Kilisesi’ne kadar ilerlemiş ve birçok yapıyı harap etmiştir.

* 1510 yangını: Yahudi mahallesinden başlayıp Balat'a oradan Bahçekapıya kadar uzanmış, 800 dükkân yanmıştır.

* 1639 yangını: Balatkapı dışındaki mumhaneden başlayıp poyrazın etkisiyle sur dışındaki evlere, kısa sürede Suriçi’ne de şıçrayan alevler sabaha kadar Balat semtini kül etti. Ateş Çukurbostan'a kadar devam etti, Fener kapısı ile Çukurbostan arası kül oldu.

* 1692 yangını: Ferrah Kethuda Camii yakınında bir hallaç dükkânında başladı, Kesmekaya'ya kadar 1500 ev ve iş yeri yandı.

* 1721 yangını: Bir sinagogun karşısındaki Yahudi terzi dükkânında çıktı, yanındaki yapıların ahşap olması sebebiyle yangın hızla yayıldı. Dönemin sadrazamı Damad İbrahim Paşa bölgeye gelerek yangını takip etmiş, hatta III. Ahmed kayıkla yangını izlemişti. Fakat bütün çabalara rağmen yangında 77 ev, 120 dükkân ve Çavuş Mescidi yandı.

* 1729 yangını: Yangın Balatkapı dışındaki bir manavda çıktı, kısa sürede poyrazın etkisiyle çok geniş boyutlara ulaşarak bir afet halini aldı. İstanbul'un sekizde biri kül oldu. Fener Kapısı’ndan Ayvansaray’a kadar uzanarak Tekfur Sarayı’nın çevresini kül etti.

* 1746 yangını: Balatkapı’da çıktı ve birçok yahudhane ve işyeri yandı.

* 1782 yangını: Haliç kıyısında, Sultan Selim Camii ile Karagümrük ve Hazine-i Şerif arasında kalan 7000 bina tamamen yandı.

* 1812 yangını: Dörtyol civarında bir Yahudi evinde çıktı ve kısa sürede birçok yeri sardı. Yangın beş kol halinde sirayet etti, bir kol Tekfur Sarayı, ikinci kol Balat Hamamı ve civarı, üçüncü kol Ayvansaray, dördüncü kol Eyüp yönüne ilerleyip en son Zalpaşa İskelesi’nde söndürülebildi.

* 1828 yangını: Abacı Çeşme yakınlarında çıktı. Hıristiyan ve Yahudilere ait birçok ev ve işyeri yandı.

* 1866 yangını: Yangın Suriçi’nde çıktı, 500 kadar bina yandı.

* 1867 yangını: Yangın sur dışında çıktı, 118 bina yandı.

* 1877 yangını: Yangın Mahkemealtı’nda çıktı, 121 bina yandı.

* 1890 yangını: Yangın sur dışında çıktı, 1 cami, 35 dükkân ve 70 ev tamamen kül oldu.

* 1892 yangını: Yangın Karabaş Mahallesi’nde çıktı, 25 ev kül oldu.

* 1896 yangını: Yangın Karabaş Mahallesi’nin Dibek civarında çıktı, 45 bina kül oldu.

Subscribe to comments feed Yorumlar (2 Yorum Eklendi):

ibrahim meriç Tarih: 15 February, 2009 10:18:22
avatar
ya bu balat var ya on numara tarih cenneti zati ben de meraklıyım en nihayetinde gezip görmekle bitmioki be güzel kardeşim! bizanstan osmanlıya zaman yolculuğu! kiliselerden sinagoglara efendime söliim demir bulgar kilisesi(ki zordur girmek,bi baktım ana turistler girip çıkıo daldım içeri:D:D:D) güzel yaane yerel halk konstantinapolis projesine heba edilmeden önlem alınmalı ve yetkililer avrupa birliğinin fitlediği balat restorasyonu adı altındaki emellerini ulusal çıkarlara ters görmeli!!! te te okaa !!!
Thumbs Up Thumbs Down
HASAN BAYRAKTAR Tarih: 05 May, 2012 07:13:43
avatar
balatta oyunlar oynanıyor benım burası köyum .buranın ınsan profılını degiştırıp buradakı ınsanları kaya başina gönderıcekler.tabanda gayrımuslumlerle bır sorunumuz yok.tavanda tehlıke hıssetıyorum.peygamber efendımızın degımıyle ne mutlu o komutanakı dıye işaret ettıgı büyük komutanın ilçe logosundan resmını ve ısmını kaldırma çalişması yapıyor.fatıh beledıyesı
Thumbs Up Thumbs Down

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Sabah Gazetesi ve Sabah Emlak sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı

Get Adobe Flash player

Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
4.67