Ana Sayfa | Emlak Rehberi | Keşfet! | Boğazın incisi: Çengelköy

Boğazın incisi: Çengelköy

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Boğazın incisi: Çengelköy

Müthiş manzarası, çınaraltı kahvesi, ayazması ile İstanbul'un bu eski ve keyifli boğaziçi köyü halen eski zamanlardan esintiler taşımakta. Burada yaşam çok yeşil, keyifli ve sakin. İstanbul'un telaşı dışarda kalmış durumda. Zaman adeta yavaş akıyor. Şehrin keşmekeşi içinde bir serap olan tatil beldesinde yaşama hissi buranın en büyük avantajı.

Melike KAN

Çengelköy; boğaziçinin Anadolu yakasında Beylerbeyi ile Vaniköy arasındaki koyun çevresinde ve ardındaki yamaca kurulu, yeşillikler içinde, birçok yalısı hala ayakta duran, boğaz köprüsünü tam karşısına alan Üsküdar'a bağlı bir semttir.Bahçelievler, Emek, Güzeltepe, Hasippaşa, Havuzbaşı, Kuleli, Mehmet Akif Ersoy olmak üzere 7 mahallesi vardır. Ortalama nüfüsu 140.000 'dir.

Bol yeşilliğinden dolayı havası temizdir. Asırlık ağaçlarıyla, yeşilini muhafaza edebilmiş az semtlerdendir. Aynı zamanda boğazın en kirli denizine sahip kıyılardır. Fakat bu kıyılardan, birinci boğaz köprüsü ve tam arkasındaki tarihi yarım ada çok net bir şekilde görülebilir.

Çengelköy adını nereden alıyor?

Çengelköy’e ilk olarak Protos Diskos denmiştir. “Protos Diskos” Birinci Koy anlamına gelmektedir. Milattan sonra 5. yüzyıl “Iustianos ve Theodora” hükümdarlıkları zamanında (527-565) Ayios Yeoryios kilisesinin bulunduğu noktada, eski ve o zamanın akışı ile terkedilmiş harabe bir krallık sarayı bulunuyormuş.

İmparatorice Theodora ve Iustinianos manastır hayatını seven insanlar olduklarından, bu harabe krallık sarayını onartarak manastır haline getirmişler.

Tarihçi “Prokopios” un yazdıklarına göre, o zamanlar fakir ailelerin küçük yaştaki kızları çeşitli bölgelerden satın alınıp fuhuş hayatına alıştırılarak pazarlanıyormuş. O zamanlar kadın ticareti had safhaya ulaşmış. Bu duruma şiddetle karşı olan imparatoriçe “Theodora”, öncelikle tüm genel evleri kapatıp kadınları kötü yola düşürmeyi, fuhuş hayatına alıştırmayı, kadın ticaretini ve kadınlara tacizi yasaklamış. Daha sonra “Theodora” kötü yola düşmüş, eziyet çeken ve kötü hayat yaşayan kadınların bu manastırda barınmasını ve bakılmalarını sağlamış. “Theodora” bu hizmet karşılığında hayat kadınlarından yalnızca tövbekar olmalarını istemiş.

Harabe sarayın manastıra çevrilmesi ve burada tövbekar olmuş günahkar kadınların barındırılması nedeni ile imparatoriçe “Theodora” nın isteği üzerine manastıra “Ta Metanias” yani “Tövbekarlar” (tövbekarlar manastırı) adı verilmiş.

Bu bilgiler doğrultusunda Çengelköy’ün ilk ismi “Protos Diskos” (Birinci koy) dan sonra Ta metanias (Tövbekarlar) olmuş.

Milattan sonra 5. yüzyıl (565-578) imparatoriçe “Theodora” nın yeğeni imparator 9. “Iustinos” un eşi “Sofia” Çengelköy’de “Ta metanias” manastırının kuruluşundan sonra teyzesinin şanını elde etmek ve kendini halka sevdirmek amacı ile inşaatlara büyük ilgi göstermiş. Kendisi de veba hastalığına yakalandığından veba hastaları için bakım evleri, içinde sağlık ocağı bulunan saray ve kiliseler inşa ettirmiş. “Sofia” nın kendi sarayı, Çengelköy kilisesinin bulunduğu mesafeden yani eski ismi ile “Tametanias” manastırından 400 metre uzakta bulunuyormuş.

İmparatoriçe “Sofia” nın semt ve yerleşim alanı olarak Çengelköy’ den etkilenmesinin en büyük nedeni Çengelköy’ün seyredilmeye doyulmayacak muhteşem tabi güzelliği, sessizliği ve temiz havasıymış. Sofia Çengelköy’ü o kadar sevmişki, teyzesi “Theodora” nın yaptıklarından daha da fazlasını yapmak hırsından Çengelköy’ün ikinci ismi olarak tarihe geçmiş “Ta Metanias” adını Ta Sofiana olarak değiştirmiş.

11. asırın başlarından itibaren kilise ve allah yolunda önemli adımlar atılmaya başlanması ile beraber Çengelköy’ün ismi “Singelköy” olarak anılmaya başlanmış. “Singelos” patrikliğe (üst seviye din adamı) aday olan kişilere verilen ünvandı. O zamanlar “TaMetanias” isimli köyün harabe olmuş manastırı onarılıp buraya saygın kişilerin yerleşmesi ile köyün “Singeluhora” yani “Singelköy” adını aldığı (milattan sonra 1055) sanılıyor.

Çengelköy’ün ismi hakkında ki diğer bilgiler ise şöyledir. İstanbul’un fethinden sonra köyün ismi Türk ve İran karakterlidir. Çenk iran dilinde (savaş) anlamını taşır, ancak bu köyde (Çengelköy) tarihe geçmiş olan herhangi bir savaş olmamıştır. Çengel ismine gelince, burada bulunan ve çengelcilikle uğraşıp geçinenlerden geldiği söylensede, boğaz içinde çengelcilikle uğraşan köy veya yerleşim alanı hiç olmamıştır.

“Sultan Mehmet” in (1451-1481) denizden çıkardığı çengelden dolayı köye “Çengelköy” adını verdiği sanılıyor. Yeni nesil tarihçilerden Mehmet Raif beyin yazısına göre 18. asırda Çengelköy’ün ismi, köyde bulunan çengeller ve çengel ustaları sebebinden değil; köye yerleşerek camii yaptıran “Çengeloğlu Tahir Paşa” nın adından ileri geldiğidir. Evliya Çelebi’nin (17.asır) yazılarına baktığımızda da harap olmuş, daha sonradan köylüler tarafından onarılmış olan köyün ismi “Çengelköy” olarak geçiyor.

Çengelköy.jpgÇengelköy'ün yapıtları

Çengelköy’ de hanedana mensup kişilere, devlet büyüklerine ve varlıklı kesime ait büyük köşkler, yalılar, kasırlar ve konaklara ilave olarak, halka ait evler de Çengelköy dokusunun ve görünümünün en önemli öğelerinden olmuştur. Bu evler, bir yandan Anadolu ev mimarisine, diğer taraftan da büyük yapılara benzeyen yanlarına rağmen, İstanbul'a özgü orijinal bir mimari tarzına sahiptirler.

Çengelköy sokakları, yanyana sıralı evlerin bulunduğu, birbirleriyle çeşitli noktalarda buluşan düzensiz sokaklardan oluşur. Burada sokaklarda yer alan evler genellikle bir veya iki katlıdır; etraflarını kuşatan yahut arka kısımlarında küçük bir bahçeye sahiptirler. 1832 yılında Çengelköy’de çıkan büyük yangında sayıları kesin olarak bilinmemesine rağmen yaklaşık yüzaltı ev ve yirmiüç iş yeri kül olmuştur. (Bazı belgelere göre seksenaltı bazı belgelere göre ise yüzotuzbeş ev yanmıştır)

1660 yılındaki büyük İstanbul yangından sonra hükümetin yasaklamasına rağmen İstanbul'da ve Çengelköy’ de evler, Cumhuriyete kadar genellikle ahşaptan yapılmaya devam etmiştir.

Çengelköy camileri

Hacı Ömer Efendi Cami 
Kerime Hatun Cami
Çınarlı Cami (Abdullah Paşa Cami)
Kaymak Mustafa Paşa Cami
Şeyh Ahmet Efendi Tekkesi

Çengelköy'ün kilise ve ayazmaları

Ayıos Yeorgıoz Kilisesi
Ayia Marina Ayazması
Yedi Uyuyanlar Ayazması
Ayios Kostantinos Ayazması
Ayios Haralambos Ayazması
Ayios Dimitrios Ayazması

Nesiyle meşhur

Çengelköy bademi: Semt, badem adı verilen salatalığı ile meşhurdur.

Çengelköy ve Süper Baba

Çengelköy ve Çınaraltı denildiğnde akla ilk gelenlerden biride kuşkusuz "Süper Baba" dizisidir. Yönetmenliğini Kartal Tibet, Feyzi Tuna, Osman Sınav ve Orhan Oğuz'un yaptığı dizi yıllar önce atv ekranlarında izleyiciyle  buluşmuş ve büyük bir ilgiyle herkesi ekranlara kilitlemişti. O yıllardan bu yana Çınar Kahve meşhur oldu ve çok uğrak bir yer haline geldi. Bugün bile elinizde kamerayla arka sokaklarda dolaşırsanız yerel halk hemen size Süper Baba zamanlarını anlatacaktır.

Subscribe to comments feed Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Sabah Gazetesi ve Sabah Emlak sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı

Get Adobe Flash player

Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
4.00