Ana Sayfa | Emlak Rehberi | Keşfet! | Müzelerimizde tarih saklı

Müzelerimizde tarih saklı

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
Müzelerimizde tarih saklı

Marmara Bölgesi, uygarlıkların kendilerine başkent olarak seçtiği pek çok kente sahip bir coğrafyada bulunuyor. İlk çağlardan günümüze medeniyetlerin beşiği Marmara Bölgesi'ndeki bu zenginlik, bölgenin müzelerine de yansıyor. Edirne'den Bursa'ya, Tekirdağ'dan Kırklareli'ne Marmara Bölgesi müzeleri, günümüz insanını tarihle buluşturuyor.

06.08.2009

Anadolu'nun 2 bin 600 yıllık araba tarihini yakından tanıma fırsatı sunan TOFAŞ Anadolu Arabaları Müzesi Bursa'da bulunuyor. Türkiye'nin ilk ve tek ''Anadolu Arabaları Müzesi'' olan ve toplam 17 bin metre kare alanda faaliyet gösteren müze, Umurbey Mahallesi'ndeki eski bir ipek fabrikasının TOFAŞ tarafından restore edilmesinin ardından 28 Haziran 2002'de kapılarını açtı.

Müzeye girildiğinde ziyaretçileri, 2 bin 600 yıl öncesine ait Balıkesir Üçpınar Tümülüsü'nde bulunan araba parçaları karşılıyor. Ziyaretçiler, tarihi öneme sahip araba parçalarını gördükten sonra tamamen orijinal malzemelerden oluşan at arabası ve fayton imalatının yapıldığı dükkan ile arabaların deri-koşum takımları ve branda işlerinin yapıldığı saraç evini görme imkanı buluyorlar.

Tarihi imalathanelerden örneklerin incelenmesinden sonra sıra, Anadolu'nun çeşitli dönemlerini yansıtan ve hepsi orijinal olan öküz ve at arabalarıyla faytonlara geliyor. Her yörenin coğrafi yapısına ve iklim durumuna göre imal edilmiş, süslenmiş bu arabalar, köy ve şehirler gezilerek, tek tek toplanmış.

Müzede çeşitli illere özgü at ve öküz arabaları, faytonlar, top ve savaş arabaları gibi birbirinden farklı taşıtlar bulunuyor. Motorlu araç olarak ziyaretçilerin karşısına ilk önce 1971 model, TOFAŞ tarafından üretilen ''İlk Murat 124'' çıkıyor. Müzenin en çok ilgi çeken otomobili Murat 131'i, TOFAŞ'ın ürettiği bir milyonuncu araç ''Tempra'' ve 2 milyonuncu araç ''Palio Go'' izliyor.

KENTİN 7 BİN YILLIK TARİHİNİ YANSITIYOR
Cumhuriyet döneminin üç yönetim yapısından biri olan eski adliye binası, 14 Şubat 2004'ten bu yana Bursa Kent Müzesi olarak hizmet sunuyor.
Bursa'nın MÖ 5000 yılına kadar uzanan tarihini anlatan müzede, padişahların bal mumu heykelleri de yer alıyor. Bursa ile ilgili tüm ayrıntıların düşünüldüğü 3 katlı müzede, bodrum katındaki Bursa El Sanatları Çarşısı ziyaretçilerden büyük ilgi görüyor. Ziyaretçiler, Osman Bey'in de aralarında bulunduğu 6 padişahın mumdan heykellerini çok beğeniyor.
Arabacılık, keçecilik, kalaycılık, bıçakçılık, at arabacılığı, semercilik, kebapçılık, ipekçilik gibi kentin geleneksel ticaret hayatının özgün dekor ve canlandırmalarla tanıtıldığı çarşı, gezenleri tarihte yolculuğa çıkarıyor.
Tüm katlardaki koridorların geçici sergi mekanı olarak kullanıldığı müze, unutulmaya yüz tutmuş mesleklerin gençlere tanıtılması konusunda görev üstleniyor.

TÜRKİYE'NİN İLK VE TEK ORMAN MÜZESİ

Ormancılığın tarihsel gelişimini tanıtmak, halkı orman ve ormancılık hakkında bilgilendirmek amacıyla Bursa'da kurulan Türkiye'nin tek ''Ormancılık Müzesi'', yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor.
Bursa'da 1989 yılında kurulan müzeye, Çekirge Caddesi'nde bulunan ve ''Saatçi Köşkü'' olarak bilinen tarihi bina ev sahipliği yapıyor. 19. Yüzyılda barok tarzında yaptırılan, 1934-1949 yıllarında Bursa Orman Okulu, ardından Orman Bölge Müdürlüğü binası olarak kullanılan, 1989 yılından bu yana da Türkiye'nin ilk ormancılık müzesine ev sahipliği yapan tarihi bina, Mayıs 2007'de ziyaretçileri ağırlamaya başladı.
Müzede, ormancılık kütüphanesi, orman bitkileri ve kesim aletleri, orman mühendisliğinde kullanılan aletler, fotoğraflar, tarihi belgeler, albümler ve Türkiye'nin tek ağaç fosil koleksiyonundan oluşan 5 bin parça yer alıyor. Müzede, ayrıca orman mühendisliğinde kullanılan arazi ve büro malzemesi, telsizler, santraller sergileniyor. Bilgisayarların atası denilen ''Art delgi makinesi'' de bu eserler arasında bulunuyor.
Müzede, fil veya mamut ağacı olarak da bilinen ve günümüzde sadece Amerika'nın bazı bölgelerinde bulunan ''Sekoya Ağacı''nın 3 milyon yıl önce Anadolu'da yetişen örneği, atların atası bir hayvana ait kemik fosili ile 14 milyon yıllık Miyosen devrine ait fauna ve flora fosilleri de sergileniyor. Müzedeki eserler arasında en çok ilgiyi fosil koleksiyonları çekiyor.

BASIN MÜZESİ, MEDYA NOSTALJİSİ YAŞATIYOR
Bursa Gazeteciler Cemiyeti tarafından yaptırılan ''Bursa Basın Müzesi'', ziyaretçilerine adeta medya nostaljisi yaşatıyor.
Mayıs 2007'de açılan müzede, basının evrensel gelişiminin anlatıldığı bölüm ile Bursa'nın ilk gazetesi Hüdavendigar'ın basıldığı matbaa bulunuyor.
Müzede ayrıca, basında kullanılan cihazlar ve Bursa basınının tarihsel serüveni ziyaretçilere tanıtılıyor. Eski gazetelerin de izlenime sunulduğu müze, zaman zaman sergilere ev sahipliği yapıyor.

''BEN BİR FİLDİŞİYDİM OLDUM TARAK''
Anadolu Folklor Vakfı Kurucu Üyesi Esat Uluumay tarafından kurulan ''Uluumay Osmanlı Halk Kıyafetleri ve Takılar Müzesi'', Türk halk kültürünü tanıma ve gelecek nesillere aktarmada önemli bir rol üstleniyor.
Tam bir Bursa ve Osmanlı sevdalısı olan Uluumay'ın, genç yaşlarda gönül verdiği Türk halk kültürünü tanımak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla biriktirdiği Osmanlı dönemine ait kıyafetler, takılar ve çeşitli objeleri müzede görmek mümkün. Şair Ahmet Paşa Medresesi'nde kurulan ve bir kültür merkezi olma özelliğini taşıyan müze bünyesinde, tarihi 17. yüzyıla uzanan Anadolu ve Osmanlı Rumelisi'nden çeşitli yerlere ait 70 kıyafet ve 350 parça takı sergileniyor.
Müze bünyesinde bir de ''Osmanlı Çay Bahçesi'' bulunuyor. Türk kahvesi, Türk hamamı, Türk atçılığı ile ilgili malzemelerin yer aldığı müzede, üzerinde yazılar bulunan bazı Osmanlı dönemi eşyaları da izlenime sunuluyor.
Hamam malzemeleri standında sergilenen fildişi bir tarağın üzerinde yazan, ''Ben bir fildişiydim, geldiğim yollar ırak, Hatice Hanım'ın başına oldum tarak'', bir diğerinin üzerindeki ''Aman efendim alma bırak, Emine hanımındır bu tarak'' yazısı ziyaretçilerin ilgisini çekiyor.

YALOVA'DA CUMHURİYET'İN İLK YILLARINA YOLCULUK
Yalova'nın Termal ilçesinde, birinci derece sit alanı olan tarihi kaplıca tesislerindeki Atatürk Köşkü, ziyaretçilerini, Cumhuriyet'in ilk yıllarına götürüyor.
Mustafa Kemal Atatürk'ün, ''Benim kentim'' diye nitelendirdiği Yalova'da, mimar Prof. Sedad Hakkı Eldem'e 1929 yılında yaptırdığı köşk, 38 günde bitirildi. Tamamen ahşaptan yapılmış iki katlı köşk, 3 salon ve 11 odasıyla 1984 yılında bakıma alınarak, müze haline getirildi.

Kaplıcalarıyla ünlü Termal'deki köşk, Büyük Önder'in zaman zaman dinlendiği, dostlarıyla görüşmeler yaptığı bir yapı olarak biliniyor. Köşkte Cumhuriyet'in ilk tarih profesörlerinden olan ve yıllar boyu kurucuları arasında yer aldığı Türk Tarih Kurumu'nun as başkanlığını yapan Prof. Dr. Afet İnan'a ait bir oda da bulunuyor. İnan'ın Termal'de kaldığı dönemlerde tarih çalışmalarını bu odada yaptığı belirtiliyor.
Köşkte sergilenenler arasında ünlü ressam Nurettin Niyazi'nin 1930 yılı yapımı ''Kurşunlu Banyo ve Kadınlar'' adlı tablosu ve köşkün ilk yabancı misafiri İran Şahı Rıza Pehlevi'nin hediyesi halı dikkati çekiyor.
Büyük Önder'in kız kardeşi Makbule Hanım'a ait odaların da yer aldığı köşkün banyosunda ise Atatürk'ün kullandığı terlikler cam bir bölmede muhafaza ediliyor.
Köşkün ikinci katında, Atatürk'ün manevi kızları olarak bilinen, ilk Türk kadın pilot Sabiha Gökçen ve öğrenim gördüğü Fransa'da bir tren kazasında küçük yaşta vefat ettiği söylenen Zehra'ya ait odalar da yer alıyor.
Çoğunluğu Fransız ressamlar tarafından yapılmış çok sayıda değerli tablonun bulunduğu köşkte, dönemi yansıtan vazo, çiçeklik, yazı takımı, telefon, gece lambası gibi eşyalar da bulunuyor. Atatürk'ün çalışma odasının duvarını ise İtalyan bir fotoğrafçı tarafından çekilen orijinal bir fotoğraf süslüyor.
TBMM Milli Saraylar Daire Başkanlığına ait köşk, pazartesi ve perşembe hariç her gün 08.00-17.00 saatleri arasında ziyaretçilerini ağırlıyor.

TEKİRDAĞ'DA TARİHE YOLCULUK
Tekirdağ Müzesi'nde, il sınırları içindeki antik kazılarda bulunmuş eserler sergileniyor. Bu eserler arasında en büyük ilgiyi ''Ana Tanrıça'' figürlü su kabı çekiyor. Kadının omuzlarına dökülen dalgalı saçları, omuzuna attığı şalı ve giysisi kırmızı boya ile betimlenen su kabı, görenleri büyülüyor.
Müzenin taş eserler salonunda ise MÖ 359-341 yılları arasında yaşayan Odyris Kralı Kersepleptes heykeli ziyaretçileri karşılıyor. 1998 yılında Tekirdağ-İstanbul kara yolunun 12. kilometresinde yol kenarında bulunan Harekattepe Tümülüsü'ndeki kazılarda bulunan Kersepleptes'in bedeni, etlendirme tekniği ile adeta yeniden canlandırılmış. Kral'ın tacı, elbiseleri ve aynı kazıda elde edilen diğer buluntuları da müzede görmek mümkün.
Müzenin, arkeolojik küçük eserler salonunda ise tarih öncesi çağlardan, Bizans Dönemi'ne kadar kaplar, amforalar, heykelcikler, mızrak uçları, cam ve taş takılar, koku şişeleri, süs eşyaları ve madeni paralar sergileniyor.
Etnografya Salonu'nda Osmanlı ve yakın dönemlerde kullanılan pişmiş toprak sırlı kaplar, ateşli ve kesici silahlar, gümüş takılar, Tekirdağ yöresi kadın ve erkek kıyafetleri, hamam takımları, el işlemeleri, Karacakılavuz dokumaları ile eski Tekirdağ yatak odası ilgi çeken eserler arasında.
Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesinin geniş bahçesinde lahitler, mezar taşları, yazıtlar, sütunlar, heykeller, mil taşları ve kabartmalar teşhir ediliyor. Müzenin bahçesinde ayrıca Osmanlı dönemine ait Tekirdağ Meydan Çeşmesi ile bir de sebil yer alıyor.
Vali Konağı Caddesi'nde bulunan müze, pazartesi günü hariç her gün ücretsiz olarak ziyaret edilebiliyor.

TRAKLAR'DAN GÜNÜMÜZE EDİRNE
Tarih sayfalarında Traklarla birlikte yer almaya başlayan Edirne, adeta bir açık hava müzesi konumunda. Romalılar'ın da izlerinin görüldüğü tarihi kentteki kazılarda çıkarılan eserler, Arkeoloji ve Etnografya Müzesinde sergileniyor.
1925 yılında Atatürk'ün emriyle Selimiye Camii Dar-ül Hadis Medresesinde kurulan müze iki bölümden oluşuyor. Arkeoloji bölümünde paleontolojik döneme ait fosillerin yer aldığı müzede Edirne ve yakın çevresinde bulunan 3. zaman sonuna ait fil, gergedan ve at türünden hayvanların çene kemiği, diş ve omurlarına ait parçalar sergileniyor. Müzede ayrıca 30 milyon yıl öncesine tarihlenen deniz hayvanları ve bitkilere ait fosiller yer alıyor.
Müzenin bahçesinde, kentteki kazılarda elde edilen tarihi eserleri görmek mümkün. Özellikle Enez kazısında gün ışığına çıkarılan Afrodit'e ait pişmiş toprak heykelcikler, turistler ve araştırmacıların dikkatini çekiyor.
Mermer heykeller ve steller arasında bölgenin yerli halkı olan Traklar'a ait tanrılaştırılmış Trak Süvarisi tasvirli mezar stelleri ise kentin geçmişine ışık tutuyor.
Müzenin bahçesinde yer alan Roma dönemine ait lahitler, Osmanlı Dönemine ait mezar taşları ve Yeniçeriler'e ait mezar taşları ziyaretçi çekiyor.

HER ODADA AYRI BİR TARİH
Selimiye Camii'nin Dar'ul Hadis Medresesi'nde yer alan Türk İslam Eserleri Müzesi, çorap, işleme ve yazılı levhalar, silah, çini ve seramik, cam eşyalar, mutfak eşyaları, ölçü aletleri gibi odalardan oluşuyor.
Her odada ayrı bir tarihin canladırıldığı müzede Balkan Harbi anısına hazırlanan odada ise savaşta kullanılan kanlı sancak, Edirnelilerin savaş sırasında yedikleri süpürge tohumundan yapılmış ekmek örneği ve çeşitli alaylara ait sancaklar da yer almakta. Müzenin bahçesinde 15. yüzyıl mezarlıklarından toplanarak müzeye getirilen mezar taşı örnekleri sergileniyor. Ayrıca az sayıda örneği kalan yeniçeri mezar taşı örnekleri de, mezar taşı koleksiyonu içinde yer alıyor. Balkan Harbi'nde kullanılan yemek arabaları ile top ve gülleler de bahçede sunuluyor.

DÜNYACA TANINAN ÖDÜLLÜ MÜZE
Avrupa Konseyi tarafından 2004 yılında 48 Avrupa ülkesinden 60 aday müze arasında Avrupa Müze Ödülü'ne layık görülen Trakya Üniversitesi Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi, her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor.
Yeniimaret Mahallesi'ndeki bu müzede 500 yıl öncesinde akıl hastalarının müzikle tedavi edilmesi, günümüzde cansız mankenlerce canlandırılıyor. Tedavide, dönemin hekimlik bilgilerinin yanı sıra müziğin, su sesinin, güzel kokuların ve meşguliyetin kullanıldığı bu mekanlar, geçmişi zengin bir görsel anlatımla günümüze taşıyor. Müzede arkeolojik veya etnografik eserler değil, o dönemdeki tedavi yöntemleri sergileniyor.
Müzedeki birinci avluya girince konukları musikinin güçlü nağmeleri sarıyor. Müzenin ana mekanı olan ''Psikiyatri Tarihi Bölümü''ne girenler kendilerini yüzyıllar öncesinin terapi ortamında buluyorlar. Ortadaki havuzun şadırvanından akan suyun sesi, neyin mistik sesiyle birleşerek konuklarını zamanda yolculuğa çıkarıyor. Külliyede, hastanenin yanı sıra sosyal, kültürel ve dini nitelikteki yapılar yer alıyor.

GEZERKEN SAVAŞI BİR DAHA YAŞAYACAKSINIZ
Balkan Savaşı Müzesi, 26 Mart 1913 Balkan Savaşı sırasında Edirne'yi kahramanca savunan Şükrü Paşa ve şehitler anısına savunma mevzilerinden biri olan Kıyık Tabya'da, kentin en yüksek yerinde bulunuyor.
Müzedeki fotoğraflarda Selimiye Camii'nin duvarlarının Bulgar topçuları tarafından yıkılması, alevlerle çevrilmiş İstanbul gibi fotoğraflar, ziyaretçilerin içini burkuyor.
Yunanistan sınırında bulunan ve savaş tazminatı olarak verilen Karaağaç Mahallesi'ndeki Trakya Üniversitesi Rektörlüğünün bahçesinde yer alan Lozan Müzesi'nde ise özellikle İnönü Vakfı ve Türk Tarih Vakfı'nca temin edilen Lozan Antlaşması'na ait tarihi belgeler, kitaplar, antlaşmanın baş mimarı İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ye ait bazı özel eşyalar ve karikatürler yakın tarihe ışık tutuyor.

SELİMİYE VAKIF MÜZESİ
Selimiye Camii'nin bahçesinde Mimar Sinan tarafından 1569-1575 yılları arasında yaptırılan Dar'ül Kurra Medresesi, 2007 yılında yapılan düzenlemeyle Selimiye Vakıf Müzesi olarak hizmet vermeye başladı.
Camilerde kullanılan çini, şamdan, alem, sancak, saat, rahle, ahşap kapı kanadı, Kur'an-ı Kerim muhafazası, mermer kitabe, hilye, berat, hatlı levha ve el yazması gibi eserlerin sergilendiği müze, tarihi yapısına uygun olarak dizayn edildi.

Osmanlı döneminde medrese olarak kullanılan müzenin bir bölümünde bir müderrisin öğrencilerine ders verme durumu cansız mankenlerle canlandırılıyor.
Müzenin ortasındaki revaklarda, cami ve tüm külliyenin mimarı Mimar Sinan'ın ağzından hayatı ve Selimiye Camii'ni nasıl yaptığı şiirsel bir üslupla, büyük boy tanıtım panoları yardımıyla anlatılıyor.
Merhum Edirne Valisi Fahri Yücel'in adını taşıyan Selimiye Camii'nin karşısındaki Vali Fahri Yücel Edirne Kent Tarihi Müzesi de görülmesi gereken yerlerden.
2005 yılında faaliyete geçen müzede, geçmişten günümüze bu bölgede yaşayan insanların kültürel mirası, yaşam tarzları, gelenekleri fotoğraflarla ziyaretçilere aktarılıyor.

KIRKLARELİ
Trakya'nın en eski yerleşim yeri olan Kırklareli, arkeolojik ve etnografik eserleriyle görülmeye değer yerlerden.
Kırklareli Müzesinde kayıtlı 5 bin 337 tarihi eserden 605'i müzenin salonlarında sergileniyor. Müzede mumyalanmış kuşlardan oluşan av ve yaban hayatı bölümü büyük ilgi çekiyor. Müzede 100'ün üzerinde kuş çeşidi sergileniyor.
Müzede ayrıca Roma dönemine ait çok değerli mermer heykel, sütun ve lahit de görmek mümkün.

ÇANAKKALE
Bünyesinde Çanakkale Savaşlarının yaşandığı Gelibolu Yarımadası ile çok sayıda antik kenti barındıran Çanakkale, müzeleriyle ön plana çıkıyor.
Çanakkale Arkeoloji Müzesinde Troia, Assos, Apollon, Smintheion, Tenedos, Alexandreia, Troas Ören yerleri ile Dardanos Tümülüsü kazılarından ele geçen arkeolojik eserler teşhir ediliyor.
Bunlar arasında mermer heykeller, mezar stelleri, mimari parçalar, bronz ve pişmiş toprak, çanak-çömlekler, kandiller, heykelcikler, taş ve kemik aletler, cam süs eşyaları, koku kapları ve altın takılar yer alıyor. Ayrıca müzedeki önemli sayılan eserler arasında, boyalı lahitlerden ''Polyksena Lahiti'' ile Pers dönemine ait lahit sergileniyor.
Müze bünyesinde, 11 bin 905 arkeolojik, 20 bin 747 sikke ve 3 bin 42 etnografik eser bulunuyor.

DENİZ MÜZESİ
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Çanakkale Boğaz Komutanlığı'na bağlı Deniz Müzesi, Anıtkabir Müzesi gibi birinci sınıf askeri müze statüsüne sahip ve halka açık. İl merkezinde, 1982 yılında kurulan müzenin bahçesinde geniş bir park, Çimenlik Kalesi, Nusret Mayın Gemisi'nin maketi, resim ve fotoğraf galerisi ile kütüphane bulunuyor.
Çimenlik Kalesi'nde yer alan müzenin açık ve kapalı mekanlarında Çanakkale Savaşları'nda kullanılan pek çok silah ve askeri obje sergileniyor. Müzede sergilenen eserler arasında 1982 yılında yapılan Nusret Mayın Gemisi'nin maketi öne çıkıyor. Maket, Çanakkale Deniz Savaşları'na katılan Nusret Mayın Gemisi'nin birebir kopyası. Maket gemi, 42 metre boyunda, 7.5 metre genişliğinde ve Çimenlik Kalesi'nin sahil şeridinde bulunuyor.
Arka tarafında bulunan raylar üzerinde 18 Mart 1915'te kullanılan mayınlar bulunmakta. Geminin iç kısmında ise Çanakkale Zaferi ile ilgili eski gazete kupürleri, Nusret Mayın Gemisi'ne ait seyir cihazları, Mayın Grup Komutanı Binbaşı Nazmi Akpınar'a ayrılmış şeref köşesi ve Gemi Komutanı Yüzbaşı Hakkı'nın üniforması yer alıyor. Alt güvertede ise 1914-1915 Çanakkale Deniz Savaşları kronolojik olarak anlatılıyor. Nusret Mayın Gemisi'nin savaştaki rolü, beş dakika süreli dijital animasyon gösterisiyle sunuluyor.

Deniz Müzesinin bölümlerinden biri olan resim ve fotoğraf galerisinin birinci katında, Çanakkale Savaşları'na ait objeler, resim ve panolar sergileniyor. Galerinin ikinci katında 4. dönem asker ressamlarından Mehmet Ali Laga'ya ait 97 kara kalem ve sulu boya tablo yer alıyor. Müze bahçesinde ise çeşitli top, tüfek, namlı, taşıma arabaları, torpido ve mayınlar teşhir ediliyor.

KABATEPE MÜZESİ
Gelibolu Yarımadası Tarihi Milli Parkı içinde, Kilye Bilgilendirme Merkezinin yaklaşık 10 kilometre ilerisinde Kabatepe Limanı yolunda bulunan Kabatepe Müzesinde, Çanakkale Savaşları'ndan harp sahalarında bulunan silah ve mermi gibi çeşitli savaş malzemeleri, üniformalar ve savaş fotoğrafları sergileniyor. 712 eserin bulunduğu müze, her yıl yaklaşık 70-80 bin yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret ediliyor.

(AA)

Subscribe to comments feed Yorumlar (1 Yorum Eklendi):

Tarih Tarih: 12 May, 2012 06:39:34
avatar
Türkiye'nin her metrekaresi buram buram tarih kokuyor ama nedense dönüp bakmıyoruz bile. Yazının ve paranın icat edildiği, birçok tarihi uygarlığa ev sahipliği yapmış toprakların üzerinde devlet kurmuşuz ama çoğumuz aldırmıyor bile. Bir ömür bile bu topraklardaki tarihi içimize çekmemize yetmez. Umarım bir gün, günlük yaşamda her an birlikte olduğumuz bu hazinelerin herkes farkına varır.
Thumbs Up Thumbs Down

Yorumunuzu Ekleyin comment

Lütfen resimde gördüğünüz kodu giriniz:

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan Sabah Gazetesi ve Sabah Emlak sitesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı

Get Adobe Flash player

Etiketler
Etiket eklenmemiş
Bu haber için oy ver
5.00